Salât kelimesi; sözlükte dua, rahmet, istiğfar, şefaat anlamlarına gelir. Dinî terim olarak, kıyamı, kıraati, rükûu ve secdesi olan namaz demektir.
Bu kelimeye bazı kişilerin iddia ettiği gibi “destek” manası vermek, yanlıştır. Çünkü “desteklemek” anlamına gelen kelimeler Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde geçmektedir:
– نصر (yardım etmek, desteklemek),
– عزَّر (korumak, desteklemek),
– أيَّد (güçlendirmek, desteklemek).
“Salât” kelimesine “desteklemek” anlamı vermek, Kur’ân-ı Kerîm’deki birçok hükmün ve dinî kavramın anlamını değiştirmek, bozmak, tahrif etmektir.
Bu büyük tahrifin, bu saptırmanın üç önemli sonucu vardır:
1. Resûlullah ﷺ’a salât ve selâm getirmeyi ortadan kaldırmak.
Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ’nın ve meleklerin Peygamber Efendimiz ﷺ üzerine salât ettiği bildirilmektedir. Müminlere de Peygamber Efendimiz ﷺ üzerine salât ve selâm getirmeleri emredilmektedir. “Salât” kelimesinin anlamını “desteklemek” ile sınırlandırmak, Resûlullah ﷺ’a salât ve selam getirmeyi ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.
2. Farz olan beş vakit namazı, Müslümanların ibadet hayatından silip yok etmek.
Kur’ân-ı Kerîm’de “salât” kelimesi, çoğunlukla namaz anlamında kullanılmaktadır. Resûlullah ﷺ, namazın nasıl kılınacağını sözleri ve uygulamasıyla ümmetine öğretmiştir. Bu kelimenin geçtiği her yerde “destek” anlamı verilmesi, beş vakit namazın emredildiği Kur’ân ayetlerini tahrif etmektir. Bu anlayış, her gün kılınması farz olan beş vakit namazı, Müslümanların ibadet hayatından silip yok etmeyi hedeflemektedir.
3. Müslümanların Allah Teâlâ’ya dua ve niyazda bulunmalarını zayıflatmak, O’na olan güveni sarsmak.
Salât kelimesinin dua ve niyaz anlamı da taşıdığı dikkate alınmadan, kelimeye yalnızca “destek” anlamı verilmesi büyük bir saptırmadır. Bu saptırma, Müslümanların Allah Teâlâ’ya dua ve niyazda bulunma arzularını zayıflatmayı, O’ndan yardım dileme ve O’na güvenme şuurunu sarsmayı hedeflemektedir.
Salât (الصلاة) kelimesinin Kur’ân-ı Kerîm’deki farklı kullanımlarını ve Resûlullah’ın ﷺ açıklamalarını dikkate almadan yapılan böyle bir tercüme, dinî hükümleri değiştirmek ve tahrif etmektir.
Kelimenin anlamını bozarak, tahrif ederek beş vakit namazı inkâr etmeye çalışanlara karşı dikkatli olmak gerekir.
Tarih boyunca Allah Teâlâ’nın gönderdiği kitapları tahrif edenlerin yöntemleri hep aynı olmuştur: Kelimelerin anlamlarını değiştirmek, manalarını bozmak ve ilahî ifadeleri asıl maksadından uzaklaştırmak.
Tevrat ve İncil’i tahrif eden Yahudiler kelimelerin yerlerini ve anlamlarını değiştirmişlerdi. Kur’an-ı Kerim’i tahrif etme gayretinde olan mealci görünümlü sapıklar da aynısını yapıyorlar. Kelimelerin yerlerini ve anlamlarını bozuyorlar.
Kişiler farklı, asırlar değişmiş olsa da, yöntem aynı. Allah, hepsini ıslah eylesin.