Kur’an-ı Kerîm, Arapça olarak indirilmiştir.
Kur’an-ı Kerîm’in başka bir dile yapılan meali Kur’an değildir. Meal, hazırlayan kişinin Kur’an’dan anladığı manayı kendi diliyle ifade etmesidir. Bu, Allah-u Teâlâ’nın kelâmının bizzat kendisi değildir.
Bu sebeple meal, Kur’an’ın bütün anlam, incelik ve özelliklerini eksiksiz olarak taşıyamaz. Dolayısıyla yapılan mealin, Kur’an-ı Kerim hükmünde olamayacağı gayet açıktır.
Namazdaki kıraat, Kur’an’ın anlamını herhangi bir dille ifade etmek değil, Kur’an-ı Kerîm’i okumakla gerçekleşir. Kur’an’ın kendisi ise Allah Teâlâ’nın indirdiği Arapça lafızlardır.
Bu nedenle namazda Kur’an-ı Kerîm’in Arapça aslının yerine Türkçe veya başka bir dildeki mealini okumak, Kur’an kıraati yerine geçmez.
Yapılması gereken, namazda Kur’an-ı Kerîm’in Arapça lafızlarını okumak, namaz dışında da mealinden / tefsirinden istifade ederek Kur’an’ın ne anlattığını öğrenmeye çalışmaktır.