Kur’an-ı Kerîm ibadetlerin yapılmasını emreder. Sünnet-i Nebeviyye ise bu ibadetlerin nasıl yapılacağını açıklar. Peygamber Efendimiz ﷺ bizzat uygulayarak ibadetlerimizi nasıl yapacağımızı bize öğretir.
Kur’ân-ı Kerîm, namaz kılmayı emreder. Ancak namazın nasıl kılınacağını, kaç rekât olduğunu, vakitlerini, rükû ve secdesini, kıraatini ve diğer uygulamalarını bütün ayrıntılarıyla Kur’ân-ı Kerîm’de bulamayız. Bunları bize Resûlullah ﷺ Sünnet-i Nebeviyye ile öğretmiştir.
Peki Sünnet-i Nebeviyye’yi inkâr eden bir kimse namazını neye göre kılmaktadır?
“Biz sadece Kur’an’a uyarız” diyorlarsa, şu sorulara cevap vermeleri gerekir:
Kur’ân-ı Kerîm’de namazların kaç rekât olduğu nerede açıklanmıştır? Namazda hangi duaların okunacağı, rükû ve secdenin nasıl yapılacağı, namazın başlangıç ve bitiş şekli nerede, hangi âyette anlatılmıştır?
Bunları bize öğreten Resûlullah ﷺ ve onun Sünnetidir.
Dolayısıyla Sünnet-i Nebeviyye’yi reddettiğini söyleyip, yine de Müslümanların kıldığı şekilde namaz kılmak açık bir çelişkidir. Çünkü kıldıkları namazın şeklini ve uygulamasını, inkâr ettikleri Sünnet öğretmiştir.
Sünnet-i Nebeviyye’yi devre dışı bırakarak namazın şeklini ortaya koymak mümkün değildir. Sünnet inkâr edildiğinde, namazın nasıl kılınacağı sorusu cevapsız kalır.
Bu sebeple Sünnet’i inkâr edip Sünnet’in öğrettiği namazı kılmak, ciddi bir çelişki oluşturur. Zira inkâr edilen Sünnet, namazın nasıl kılınacağını öğreten kaynağımızdır.
Bu inkarcıların kıldıkları namaz gerçek namaz değildir. Bunlar kendilerini kamufle etmek için namaz kılıyorlar!