Ana SayfaDini MeselelerSadece Kur'an'dan mı Sorgulanacağız

Sadece Kur’an’dan mı Sorgulanacağız

Âhirette sadece Kur'ân'dan sorgulanacaksınız, diyen bir âyet var mı? Zuhruf Sûresi'nin 43 ve 44. âyetleri gerçekten bunu mu ifade ediyor?

Hayır.

Kur’ân-ı Kerîm’de “Âhirette sadece Kur’ân’dan sorgulanacaksınız” anlamına gelen hiçbir âyet yoktur.

Bu iddia, özellikle Zuhruf Sûresinin 43 ve 44. âyetlerine yanlış anlam verilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu Âyet-i Kerimeler kasıtlı veya sehven yanlış tercüme edilmiştir.

Biz, baştan sona araştırdık; isteyen herkes de araştırsın. Kur’ân-ı Kerîm’de “Sadece Kur’ân’dan sorgulanacaksınız” diye bir âyet bulunmamaktadır.

Bu iddiayı savunanlar, Zuhruf Sûresinin 44. âyetini delil gösteriyor.

Önce bir önceki âyete bakalım:

Zuhruf Sûresi 43. Âyet:

فَاسْتَمْسِكْ بِالَّذِي أُوحِيَ إِلَيْكَ إِنَّكَ عَلَىٰ صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ

“O hâlde sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen dosdoğru bir yol üzerindesin.”

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur; Âyet-i Kerîmede “Kur’ân” kelimesi geçmemektedir.

Geçen ifade; “Sana vahyedilen..”

Vahiy yalnızca Kur’ân-ı Kerîm’den ibaret değildir. Allah Teâlâ’nın Resûlüne vahyettiği din; Kur’ân-ı Kerîm’i ve onun açıklaması olan Sünnet-i Nebeviyyeyi kapsamaktadır.

Bu sebeple âyetin anlamı şöyledir:

“Sana vahyedilen ilâhî vahye, yani Kur’ân-ı Kerîm’e ve onu açıklayan Sünnet-i Nebeviyyeye sımsıkı sarıl. Çünkü sen dosdoğru bir yoldasın.”

Zuhruf Sûresi 44. Âyet:

وَإِنَّهُ لَذِكْرٌ لَكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْأَلُونَ

“Şüphesiz o, senin ve kavmin için bir öğüt, bir hatırlatmadır. Yakında sorguya çekileceksiniz.”

Bazı kimseler bu âyeti, “sadece Kur’ân’dan sorgulanacaksınız” şeklinde tercüme etmektedir. Bu tercüme doğru değildir.

Çünkü âyette; “Sadece” anlamına gelen hiçbir ifade yoktur. Âyette “Kur’ân” kelimesi de geçmemektedir.

Âyette geçen,

وَإِنَّهُ

ifadesindeki “hu” zamiri, bir önceki âyette geçen:

بِالَّذِي أُوحِيَ إِلَيْكَ

Sana vahyedilen ifadesine dönmektedir.

Yani işaret edilen şey yalnızca Kur’ân değildir, Allah’ın Resûlüne indirilen ilâhî vahyin tamamıdır.

Dolayısıyla burada sözü edilen vahiy; Kur’ân-ı Kerîm’i ve Resûlullah’ın vahye dayalı Sünnetini birlikte kapsamaktadır.

O halde 44. âyetin doğru tercümesi şöyledir: “Şüphesiz bu vahiy yani Kur’an-ı Kerim ve Sünneti Nebeviyye hem senin için hem de senin kavmin için bir hatırlatma, bir öğüttür. Yakın bir gelecekte sorguya çekileceksiniz

Âyetin sonunda:

وَسَوْفَ تُسْأَلُونَ

buyurulmaktadır. Yani; “yakında sorgulanacaksınız

Burada sorgulamanın nelerden yapılacağı belirtilmemiş, fiilin mef’ûlü zikredilmemiştir.

Bu ise sorgulamanın mutlak ve genel olduğunu göstermektedir.

Yani insanlar; Kur’ân-ı Kerîm’e uyup uymadıklarından, Resûlullah’ın Sünnetine uyup uymadıklarından, imanlarından, ibadetlerinden, helâl ve haram hassasiyetlerinden, mallarını nereden kazanıp nereye harcadıklarından, kendilerine verilen nimetlerden ve daha birçok husustan sorguya çekileceklerdir.

Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ

“Sonra o gün size verilen nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz”
(Tekâsür Sûresi 8. Âyet)

Bu âyet de sorgulamanın yalnızca Kur’ân ile sınırlı olmadığını açıkça göstermektedir.

İslâm dininin temel kaynağı ilâhî vahiydir. Bu vahiy iki şekilde gelmiştir: Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Nebeviyye..

Daha sonra Kur’ân ve Sünnet’in gösterdiği esaslara dayanılarak; icmâ ve kıyas da şer’î deliller arasında yer almıştır.

Dolayısıyla Ehl-i Sünnet’e göre dinin delilleri: Kitap, Sünnet, icmâ, kıyas olmak üzere dört tanedir.

Bazıları; “Sizin dininiz hangisi? Buhârî mi? Müslim mi? Hanefî mi? Şâfiî mi? Şeyhler mi? diye soruyor ve ardından: “Din sadece Kur’ân’dır” iddiasını ortaya atıyor.

Bu doğru değildir. Büyük bir yalandır, iftiradır; eşi ve benzeri olmayan büyük bir cehalettir.

Doğrusu şudur; “Din, Allah’ın Resülüne vahyettiği, Resûlullah’ın sözlü ve yaşayarak tebliğ ettiğidir.”

Yani Kur’an-ı Kerim’de ve Resülüllah’ın Hadis-i Şeriflerinde anlatılan, Ehl-i Sünnet Âlimlerinin, Müctehid İmamların Kur’an-ı Kerim’den ve Sünnet-i Nebeviyye’den istinbat edip kitaplaştırdıkları hükümlerdir. İşte biz buna uyuyoruz, dâima buna uyarız.

Sonuç olarak tekrar ediyoruz:

Kur’ân-ı Kerîm’de; “Ahirette sadece Kur’ân’dan sorgulanacaksınız” şeklinde bir âyet yoktur.

Zuhruf sûresinin 44. âyetini bu şekilde tercüme etmek ilmî bakımdan doğru değildir.

Âyet-i Kerîm’e, insanların yalnızca Kur’ân’dan değil; Allah’ın Resûlüne indirilen vahiyden, yani Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Nebeviyye’ye karşı tutumlarından ve dinleri, imanları, ibadetleri, kendilerine verilen bütün nimetlerden sorguya çekileceklerini ifade etmektedir.

Nitekim Zuhruf sûresinin 43. ve 44. âyetlerini bu bütünlük içerisinde doğru şekilde tercüme eden müfessirlerden biri de merhum Ömer Nasuhi Bilmen Hoca Efendidir.

Allah Teâlâ bizleri Kur’ân-ı Kerîm’i ve Sünnet-i Nebeviyyeyi doğru anlayan, doğru yaşayan ve doğru anlatan kullarından eylesin.

Âmin.