Meal okumak, Kur’an-ı Kerîm’in muhtevasını anlamak ve bilgi edinmek niyetiyle olursa doğru bir iştir.
Doğrudur, sevabı vardır.
Fakat, mealcilik doğru değildir.
Yani Kur’an-ı Kerîm’in sadece mealini okumak yeterlidir diyerek insanları meal okumaya yönlendirenler yanlış yapıyorlar. Kur’an-ı Kerîm’i anlamak için meal okumak gerekir; fakat meal okumak tek başına yeterli değildir.
Doğrusu, tefsirini okumaktır.
Biz, mealler içerisinde Ehl-i Sünnet inancı üzere yazılan mealleri okumayı tavsiye ederiz. Ehl-i Sünnet olacak..
Bakın, ne diyoruz biz? İmanda, inançta Ehl-i Sünnet diyoruz. Amelde Ehl-i Sünnet, ilimde ve bilgide Ehl-i Sünnet, yaşantıda Ehl-i Sünnet, tasavvufta da Ehl-i Sünnet…
Yani Ehl-i Sünnet, hayatımızın imandan amele kadar her yönünü ihata eden, kuşatan bir inanç ve amel manzumesidir.
Ehl-i Sünnet’in dışındaki iman, sahih iman değildir. Ehl-i Sünnet’in dışındaki bilgi, Kur’an-ı Kerîm meali de olsa, sahih bilgi değildir. İnsanı saptırır, yanlışa götürür.
Ehl-i Sünnet’in dışındaki amel yine sahih bir amel değildir. Herkese sahih amel yapmayı, salih amel yapmayı Allah nasip eylesin.
Tasavvufta da Ehl-i Sünnet çizgisinin dışına çıkarak “Ben tasavvuf mensubuyum” demek yine yeterli değildir. Ehl-i Sünnet’in dışındaki tasavvuf da insanları saptırmaya vesile olur.
Onun için her yerde Ehl-i Sünnet ölçüsünü kaçırmamak, daima onu önde tutmak gerekir.
Meal okuyanlar, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat inancı üzere olanların hazırladığı mealleri okusunlar.
Ehl-i Sünnet dışındakilerin mealleri saptırır, inkârcılığa götürüyor.