Resûlullah Efendimiz ﷺ, Allah-u Teâlâ’nın kendisine samimi olarak açılan elleri boş çevirmekten hayâ edeceğini bildirmiştir. Yani Allah-u Teâlâ, samimi bir şekilde yapılan duayı karşılıksız bırakmaz.
Allah’ın, kulunun duasının kabul edeceğini; ancak kulun acele etmemesi gerektiğini de yine Peygamber Efendimiz ﷺ ifade etmiştir.
Şartlarına uygun ve samimi olarak yapılan dua mutlaka karşılık bulur. Ancak duanın kabulü her zaman kulun istediği şekilde ve hemen gerçekleşmeyebilir.
Allah-u Teâlâ, kulunun duasına üç şekilde karşılık verebilir:
Birincisi: Kulun istediği şey kendisine olduğu gibi verilir. Yani yaptığı dua kabul edilir ve istediği şeyi elde eder.
İkincisi: Allah-u Teâlâ, kulun duası sebebiyle onun farkında olmadığı bazı belaları üzerinden defeder. Kul, duasının karşılığını bu şekilde almış olur.
Üçüncüsü: Allah-u Teâlâ, kulun istediği şeyi hemen vermeyip, kulun dua etmeye devam etmesini ister. Duasının karşılığını âhirete bırakır ve onun ecrini, mükâfatını artırabilir.
Dua ettim ama duam kabul olmadı, demek doğru değildir. Samimi olarak ve şartlarına uygun şekilde yapılan dua karşılıksız kalmaz.
Bu sebeple mümin, duasının hemen gerçekleşmediğini gördüğünde “Allah duamı kabul etmedi” diye düşünmemeli; dua etmeye devam etmelidir.