Peygamberimiz’in belli bir dönemde “yazmayın” buyurması, Kur’an-ı Kerîm ile karıştırılmaması içindir. Peygamberimiz ﷺ daha sonra Hadisleri yazmayı serbest bırakmış, hatta emretmiştir.
Hadisler, Resûlullah ﷺ hayatta iken yazılmıştır. Peygamber Efendimizin gününde hadislerin yazılmadığı iddiası yalandır.
Abdullah bin Amr bin Âs (ra)’a; “Resûlullah ﷺ bir beşerdir. Öfkelendiği zaman olur, normal zamanı olur. Ama sen her duyduğunu yazıyorsun, her gördüğünü yazıyorsun. Yazma!” dediler.
O da, Resûlullah’a ﷺ; “Ya Resûlallah! Bana yazma diyorlar” diyerek ne yapması gerektiğini sorunca, Resûlullah ﷺ buyurdu ki: “Yaz Abdullah! Allah’a yemin ederim ki, bu iki dudak arasından haktan başka bir şey çıkmaz.”
“Hadisler, Peygamberimiz’in ﷺ vefatından sonra yazıldı” iddiası düpedüz yalan, düpedüz iftiradır.
“200, 250 sene sonra yazıldı” sözü boş sözdür, uydurmadır, iftiradır, yalandır.
Ebû Hüreyre (ra) diyor ki; “Ben geceyi üçe böldüm. Üçte birinde uyuyordum, üçte birinde ibadet yapıyordum, üçte birinde de Resûlullah’ın ﷺ Hadis-i Şeriflerini tekrar ediyor, ezberlemeye çalışıyordum.”
Sahabe-i Kiram, Kur’an-ı Kerîm’i ezberledikleri gibi Hadis-i Şerifleri de ezberlemeye önem vermişlerdir.
Hadis-i Şerifler, Peygamberimiz hayatta iken hem yazılarak hem de ezberlenerek muhafaza edilmiştir.