Medine’ye hicret gerçekleştikten sonra, yerlisiyle (Ensar) Muhaciriyle Müslümanların arasında kardeşlik tesis edilerek samimi ve sıkı bağlantılar kurulmuştu.
Ancak Medine’de hâlâ Müslüman olmamış Araplarla Yahudiler de yaşamaktaydı. Bunların hepsini bir çatı altında toplayarak Medine’yi güvenle yaşanacak bir şehir hâline getirme ihtiyacı vardı.
Resûlullah (s.a.v.), önce Medine şehrinin etrafındaki dağlara işaretler diktirerek, ileride yapılacak anlaşmaya konulacak maddede belirtilen güvenlik bölgesinin sınırlarını çizdirdi. Müslümanların yanında Medine’de yaşayan Yahudilerle ve Müslüman olmayan Araplarla istişare ederek, o günkü adıyla “Sahîfe”, günümüzde ise “Medine Vesikası” diye bilinen kırk yedi maddelik bir anlaşma yazdırdı. Taraflarla yapılan müzakereler sonunda bu tasarı imzalandı.
Böylece Müslümanların ve Müslüman olmayan toplulukların uymak zorunda olduğu, bağlayıcı hükümler içeren yazılı bir anlaşma metni ortaya çıkmış oldu. Bazı Batılı yazarlarla birlikte birçok Müslüman yazar da bu anlaşma metnine “ilk yazılı anayasa” demektedir. Muhammed Hamidullah’ın ifadesine göre bu metin ilk defa Avrupa dillerine Wellhausen tarafından tercüme edilmiştir.
Metinle ilgili bazı önemli konulara değineceğiz.
Ümmet ve Vatandaşlık Kavramı
Vesikanın 25, 26, 30, 36 ve 37. maddeleri, ümmetin oluşumunu ve tarifini, yeni İslam devletinde vatandaşlığın temelinin İslam’a dayandığını ve Müslüman grupların hak ve vazifelerini anlatmaktadır.
Vatandaşlığı sadece Müslüman topluma bağlayıp diğer din sahiplerinin veya henüz Müslümanlığa girmeyenlerin yüzlerine kapıyı kapatmış değildir. Aksine vesika, Medine’de oturan Yahudilerin de devletin vatandaşı olduklarını açık bir şekilde ifade ederek onların haklarını ve görevlerini tespit etmektedir. Bunların dışında anlaşmadaki bazı maddeler, Medineli olup yeni devletin hükmü altına giren müşriklerin de görevlerine işaret etmektedir.
Devlet Reisi Olacak Zâtın Tayin ve Tespiti
Anlaşmanın 23, 42 ve 47. maddeleri, bu yeni devletin reisinin Resûlullah (s.a.v.) olduğunu; davaları çözmeyi ona bıraktığını, bu vesikayı onun gözetip koruyacağını ve vesikada yazılı olan maddeleri onun yürüteceğini hükme bağlamıştır.
Adalet ve Eşitlik Prensiplerinin Hükme Bağlanması
Anlaşmanın 13, 15, 16, 17, 19 ve 40. maddeleri adalet ve eşitlik prensiplerini, zulmün haram olduğunu karara bağlamaktadır.
Komşu Dokunulmazlığı
Anlaşmanın 40. maddesi, komşu dokunulmazlığını ve komşuluk haklarının korunmasını içermektedir.
Ödeme Zorluğu Çeken Borçluların Ödemelerine Yardımda Bulunmak
Anlaşmanın 12 ve 25. maddeleri, müminlerden hiçbir kimsenin borç yükü altında bırakılamayacağını, kendi aralarında birbirlerine yardımcı olup birbirlerinin borçlarını ödemelerine katkıda bulunmalarını ifade etmektedir. Aynı zamanda Yahudilerin de böyle yapmaları gerektiğini ifade etmektedir.
Güvenlik Tedbirleri ve Savunma Giderlerine Katkıda Bulunma
Anlaşmanın 24 ve 36. maddeleri, Medine’de oturan ve bu devletin vatandaşı olan herkesin Medine’yi savunmak zorunda olduklarını ve savunma giderlerinden paylarına düşeni ödeme mükellefiyetinde olduklarını ifade etmektedir.
Medine’de Olay Çıkartmak
Anlaşmanın 39. maddesi, “Cevfü’l-Medine” denilen, harem sınırları içerisindeki bölgenin bu Sahîfe’ye taraf olan herkes için dokunulmaz olduğunu hükme bağlamıştır.
Ayrıca bu anlaşma, Müslümanların barışının tek olduğunu, hiç kimsenin kendi başına başkalarıyla anlaşmaya gidemeyeceğini de hükme bağlamıştır. Bu anlaşma bazı kötü âdetleri iptal etmekte, iyi âdetlerin devamını ikrar etmektedir.