İcmânın hem Kur’an-ı Kerim’den, hem de Sünnet-i Nebeviyye’den delilleri vardır.
İcmânın Kur’ân-ı Kerîm’den delili Nisâ Sûresinin 115. Âyetidir:
“Kendisi için doğru yol apaçık belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelen ve müminlerin yolundan başka bir yola uyan kimseyi, yöneldiği yolda bırakır ve onu cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir!”
Allah-u Teâlâ, müminlerin yolundan başka bir yola tâbi olan kimseyi cehennem azabıyla tehdit etmiştir. Bu da müminlerin yolunun, ittifak ettikleri hususun yani icmânın hak olduğunu ve ona tâbi olmanın gerekli olduğunu göstermektedir.
İcmânın Sünnet-i Nebeviyye’den delili Peygamber Efendimiz’in şu sözüdür:
“Şüphesiz Allah, ümmetimi dalâlet üzerinde birleştirmez.”
Bu Hadis-i Şerif, Muhammed ﷺ ümmetinin bir hüküm üzerinde birleşmesi hâlinde hatadan korunmuş olacağını net olarak belirtmektedir.