Mekke’de Resülüllah (s.a.v)’ın dedelerinden Kusay tarafından yaptırılan yönetim merkezine Dârü’n Nedve adı verilmişti.
Eski tarihçilerin “Dâru’l Adl” (Adalet Sarayı) dedikleri bu merkez, Kureyşlilerin önemli meseleleri görüşüp karar aldıkları, bir istişare ve yönetim meclisiydi.
Kureyş’in ileri gelenleri burada toplanarak Mekke’nin yönetimiyle ilgili kararlar alırlar, bu kararlardan önemli gördüklerini Kâbe’nin duvarına asarlardı.
Sistemleri dine dayalı değildi fakat kendilerini meşrulaştırmak için dini ve dini kurumları kullanıyorlardı.
Resûlullah (s.a.v.) peygamber olarak gönderildikten sonra Kureyşliler, İslâm’ın yayılmasını engellemek ve Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) davetinden vazgeçirmek için burada çeşitli kararlar aldılar.
Mekkeli müşriklerin Müslümanlara karşı baskı ve zulmü dayanılmaz boyutlara ulaşınca Ebu Talip, bütün Haşimoğullarını bir araya topladı. Peygamberimizi (s.a.v) kendi ikamet ettikleri yerde aralarına alıp korumaya karar verdiler. (Bu karara Peygamberimizin amcası olan Ebu Leheb katılmadı.)
Buna karşılık müşrikler Dârü’n Nedve’de toplanıp yeni bir karar aldılar. Buna göre:
1. Peygamber (s.a.v) teslim edilinceye kadar hiç kimse Haşimoğullarının kızlarıyla evlenmeyecek ve hiç kimse onlara kız vermeyecekti.
2. Hiç kimse Haşimoğullarına bir şey satmayacak, onlardan bir şey almayacaktı. Ayrıca dışardan gelen satıcıların Haşimoğulları semtine girmelerine de izin verilmeyecekti.
3. Hiç kimse Haşimoğullarının yanında oturmayacak ve onlarla konuşmayacaktı.
Bu kararın yazılı olduğu sayfayı, uyulması gerekli kutsal bir metin haline dönüştürmek için Kâbe’nin duvarına asmışlardı. Bu karar doğrultusunda ağır bir ambargo başlatıldı. Öyle ki insanlar ağaç yapraklarını yiyerek ve ağaç kabuklarını kemirerek hayatlarını devam ettirebiliyorlardı.
Bu ambargo üç yıl boyunca devam etti.
Daha sonra Müslümanlar gruplar halinde Medine-i Münevvere’ye Hicret etmeye başladılar. Kureyşliler bunu duyunca Dârü’n Nedve denen parlamentolarında olağanüstü toplandılar. Peygamberimizi (s.a.v) öldürme kararı aldılar.
Müşrikler tarafından bu toplantıda alınan kararı Kur’an-ı Kerim şöyle haber veriyor:
“Kafirler, seni tutup bağlamaları yahut öldürmeleri yada yurdundan çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlar Allah da tuzak kurar. Ama Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Enfal Sûresi 30)