Rüşvet, başkasının malını veya hakkını, haksız bir şekilde elde etmek (gasbetmek) amacıyla hâkime, şahide veya başka bir kimseye verilen mal veya paradır.
Allah Teâlâ, insanların mallarını bâtıl yollarla yemeyi ve başkalarının mallarını haksız yere elde etmek için hâkimlere, karar verme makamında olanlara rüşvet vermeyi yasaklamıştır.
Rüşvetin yanı sıra, hırsızlık ve gasp da başkasının malını bâtıl yollarla elde etmektir, haramdır.
Bakara Suresi’nin 188. âyetinde Allah Teâlâ, insanların malını bâtıl yollarla yemeyin, rüşvet vermeyin buyurmaktadır: “Birbirinizin malını bâtıl yollarla (haksız/haram yollarla) yemeyin. Günah olduğunu bile bile başkalarına âit malları, haksız yolla yemek için hâkimlere (idarecilere, mevki ve makam sahiplerine) rüşvet vermeyin.”
Resûlullah Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: “Allah’ın lâneti, rüşvet verenin ve rüşvet alanın üzerinedir.”
Rüşvet, başkasının hakkını ele geçirmek için verildiğinde haramdır. Rüşveti veren de alan da haram olan bir iş yapmıştır. Allah’ın lânetine uğramıştır.
Ancak bir kimse hakkını savunmak, kendi hakkını elde etmek için rüşvet vermek zorunda kalırsa, veren kişi bu durumda mazur kabul edilir. Fakat verilen parayı haksız yere alan kimse rüşvet almış olur, haram işlemiş olur.
Dolayısıyla her para verme işlemini aynı şekilde değerlendirmemek gerekir. Başkasının hakkını haksız yere elde etmek için verilen para rüşvettir ve haramdır.
Kişi kendi hakkını elde etmek, kendisine ait olan bir hakkı muhafaza etmek için vermek zorunda kalırsa, bu rüşvet değildir.