Peygamberimizin din olarak tebliğ ettiği sünneti, Hadis-i Şerifleri bütünüyle inkâr eden kimse, yalnızca Hadisleri reddetmiş olmaz.
Çünkü Kur’ân-ı Kerim;
– Resûlullah’a itaati Allah’a itaat saymıştır.
– Peygamberin hükmüne teslim olmayı imanın gereği olarak bildirmiştir.
– Resûlullah’ın din adına konuşmasının vahye dayandığını vurgulamıştır.
– Onun getirdiklerinin alınmasını emretmiştir.
– Onun görevinin yalnızca Kur’ân-ı Kerim’i okumak olmadığını bildirmiş; Resûlullah’ın kitabı ve hikmeti öğretme görevlerini zikretmiştir.
(Ehl-i Sünnet âlimlerinin çoğunluğu burada geçen Hikmet‘in sünnet olduğunu söylemiştir.)
Sünneti reddetmek, gerçekte Kur’ân-ı Kerim’in Resûlullah’a itaatle ilgili açık hükümlerini de reddetmek anlamına gelir. Sünneti reddetmek, Allah’ın Resûlü’ne isyan etmek ve onu inkar etmek demektir.
Peygamberimizin din olarak tebliğ ettiği sahih sünneti bütünüyle inkâr eden kimse; İslâm’dan çıkar, mürted olur.
Böyle kimseler samimi bir şekilde tevbe edip yeniden Allah’a ve Resûlü’ne itaat eder, Kur’ân-ı Kerîm’i ve Resûlullah’ın din olarak bildirdiği sünneti kabul ederse kurtulur. Tevbe etmeden bu inanç üzere ölürlerse, gidecekleri yer Cehennem olur.