Özür sahibi, abdesti bozan bir durumdan kurtulması mümkün olmayan ve bu sebeple her vakit için özel hükümlere tâbi olan kimsedir.
Abdesti bozan bir hâlin, kişinin iradesi dışında ve sürekli olarak devam etmesi durumuna fıkıh dilinde özür denir. Böyle kişiler de özür sahibi kabul edilir.
Bir kimseye özür sahibi hükmü verilebilmesi için, abdesti bozan durumun bir namaz vakti boyunca hiç kesilmeden devam etmesi veya abdest alıp namaz kılacak kadar bile durmaması gerekir.
Özür sayılan hâllere örnek olarak şunlar verilebilir:
– İdrar veya yel tutamama.
– Sürekli burun kanaması.
– Yaradan devamlı akıntı gelmesi.
– Kadınlarda istihâza (özür kanaması).
Özür sahibi, her namaz vakti girdikten sonra abdest alır. Bu abdestle, özür devam etse bile o vakit çıkıncaya kadar her ibadeti yapabilir.
– Farz namazı kılar.
– Nafile namazları kılar.
– Kur’an-ı Kerim okur.
– Tilavet secdesi yapar.
– Cenaze namazı kılar.
Özür sahibinin abdesti, namaz vaktinin sona ermesiyle bozulur.
(Özür sahibinin abdesti, özür hâli dışındaki abdesti bozan diğer durumlarda hemen bozulur.)
Her yeni vakitte yeniden abdest alması gerekir.
Özür sahibi bir kişi, özür sahibi olmayan kişiye imamlık yapamaz. Özür sahibi kişiler ise birbirlerine imamlık yapabilirler.