Ana SayfaFetvaYazılı FetvaPeygamberler Kendi Dillerinde Namaz Kıldılar Biz Neden Türkçe Kılamıyoruz

Peygamberler Kendi Dillerinde Namaz Kıldılar Biz Neden Türkçe Kılamıyoruz

İbrahim Peygamber namazlarını kendi dili olan Akadca kıldı. İsa Peygamber namazlarını kendi dili olan Aramice kıldı. Musa Peygamber namazlarını kendi dili olan İbranice kıldı. Muhammed Peygamber namazlarını kendi dili olan Arapça kıldı. Biz neden Türkçe kılamıyoruz?

Allah’ın Resûlü İbrahim aleyhisselam namazlarını Akadca kılmıştır. Çünkü Allah celle celâlühû, ona indirdiği sâhifeleri Akadca vahyetmiştir. Namazlarını da Akadca okuyarak kılmasını vahyetmiştir. İbrahim aleyhisselam da öyle kılmıştır.

Biz de o zaman dünyaya gelmiş olsaydık, Allah’ın emri doğrultusunda biz de Akadca okuyarak namazlarımızı kılardık. “Türkçe okuyarak namaz kılalım” demezdik, diyemezdik.

Allah celle celâlühû, İsa aleyhisselama Aramice vahyetmiştir. İncil’i Aramice indirmiş ve namazlarını da Aramice okuyarak kılmasını vahyetmiştir. İsa aleyhisselam da Aramice okuyarak namazlarını kılmıştır. Biz de o gün dünyada olsaydık, Aramicesini okurduk. “Türkçe okuyarak namaz kılalım” demezdik, diyemezdik.

Allah celle celâlühû, Musa aleyhisselama İbranice vahyetmiştir. Tevrat’ı İbranice indirmiş ve namazlarını da İbranice okuyarak kılmasını vahyetmiştir. Musa aleyhisselam da İbranice okuyarak namazlarını kılmıştır. Biz de o gün dünyada olsaydık, İbranicesini ezberler, İbranice okurduk. “Tercümesini okuyarak namaz kılalım” demezdik, diyemezdik.

Peygamberler, ana dilde okuyarak değil, kendilerine inen vahiy dilinde okuyarak namazlarını kılmışlardır.

Nitekim Medine-i Münevvere’de yaşayan Yahudiler Arapça konuşuyorlardı. Artık Arapça onların ana dilleri olmuştu. Fakat Tevrat’ı Arapça değil, İbranice okuyorlardı. Yahudi olmayanlar da Tevrat’ı anlayabilmek için İbraniceyi öğrenmeye çalışıyorlardı.

Allah celle celâlühû, Muhammed aleyhisselama Arapça vahyediyor, Kur’an-ı Kerîm’i Arapça indiriyordu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ana dili olduğu için değil, Arapça indiği için Kur’an-ı Kerîm’i Arapça okuyarak namazlarını kılıyordu. Peygamberimizin gününde başka milletlerden olan ve başka diller konuşanlar bile Kur’an-ı Kerîm’i Arapça okuyorlardı. Manasını anlayabilmek için Arapça öğreniyorlardı.

Hiçbir çeviri, vahyin dilinin yerini tutmaz.

Onun için Medine-i Münevvere’ye yerleşen Yahudiler, aradan asırlar geçmesine rağmen, Arapça Medine’deki Yahudilerin ana dili hâline gelmesine rağmen Tevrat’ı, asıl vahiy dili olan İbranice okumaya devam etmişlerdir. Bundan da rahatsız olmamışlardır.

Allah celle celâlühû, Kur’an-ı Kerîm’i Arapça indirmiştir. Namazlarda ve namaz hâricinde Arapça okunmasını emretmiştir. Asırlar boyunca başka dillere çevrilmeden Arapça olarak okunmuştur. Türk âlimler Arapça tefsirler yazmışlar, fakat “Türkçeye çevrilsin” dememişlerdir. Sonraki yıllarda anlaşılması için başka dillere çevrilmiştir. Ancak namazlarda, namazların peşinde, camilerde ve toplulukların bulunduğu her yerde Kur’an-ı Kerîm, vahiy dili olan Arapça olarak okunmuştur, okunmaya devam etmektedir.

Son yıllara kadar hep böyle gelmiştir. Manasını anlamak isteyenler, Kur’an-ı Kerîm’in dili olan Arapçayı öğrenerek Kur’an-ı Kerîm’i anlamaya çalışmışlardır. Fakat asla “Ana dilde okunsun” dememişlerdir.

“Ana dilde okunsun” fitnesi, son asrın ürünüdür. Bunu savunmak, fitne çıkarmaktan başka bir şey değildir.

Allah celle celâlühû, Kur’an-ı Kerîm’i Arapça indirmiştir. Asla ve kat’a tercümesi ile ibadet olmaz. İbadetlerde tercümesi okunmaz. Allah’ın indirdiği dille okunur ve ibadet öyle yapılır.

Kur’an-ı Kerîm’i Arapça aslından okumak ibadettir. Manası bilinse de ibadettir, bilinmese de ibadettir.

Kişinin kendi dilinde okuduğu tercüme, Kur’ân âyetlerinin anlamını taşısa bile Kur’ân-ı Kerim’in kendisi değildir.

Yapılması gereken, Kur’ân-ı Kerîm’i kendi dilimizde anlamaya çalışırken, ibadetlerimizde Kur’ân’ın aslını okumaktır.

Günümüzde öyle yanlış mealler var ki onları okumak değil, onları yakıp küllerini ayak basılmayan temiz bir yere gömmek ibadettir.

Namazda Kur’ân Meali Okumak Kıraat Yerine Geçer mi

Adam Öldürmenin Kefâreti Nedir

Bir insanı hataen öldürmenin kefâreti nedir? Katil kefâreti hakkında bilgi verir misiniz?

Ortak Maldan Bir Şey Aşırmanın Hükmü Nedir

Ortak maldan bir şey çalmanın hükmü nedir?

Kul Hakkı Bulunan Günahlarda Tövbe Etmek Yeterli midir

Kul hakkı içeren bir günahı işleyen kimsenin tövbe etmesi yeterli olur mu?

Yemin Kefareti İçin Oruç Peş Peşe mi Tutulmalı

Yemin kefareti için tutulacak oruç peş peşe mi olmalıdır? Yeminini bozan kişi yemin kefâreti için oruç tutarken ara verebilir mi?

Ehl-i Sünnet Ne Demek

Ehl-i Sünnet Ne Demektir?

Mal Sahibi Hırsızı Affederse El Kesme Cezası Düşer mi

Hırsızlık yapan kimse, çaldığı malın sahibi tarafından affedilirse kendisine uygulanacak el kesme cezası düşer mi?

Eşine Boşsun Diyen Kişinin Niyetine Bakılır mı

Bir erkek eşine “Boşsun” veya “Ben seni boşadım” gibi açıkça boşamayı ifade eden sözler söylese ne olur? Bu sözleri söyleyen kişinin ben boşamayı kastetmedim demesi dikkate alınır mı?

Hediye Verilecek Olan Altına Zekat Düşer mi

Hediye vermek için bulundurulan altına zekat düşer mi?

Sehiv Secdesi Nasıl Yapılır

Sehiv secdesi nasıl yapılır?

İşrak Ne Demek

İşrak Nedir? İşrak Ne Demektir?

Regl Döneminde Cinsel İlişki Caiz mi

Regl döneminde cinsel ilişki caiz midir?

Domuz Eti Satılan Yerde Çalışmak Caiz mi

Domuz eti satılan yerde çalışmak caiz midir?

Akika Kurbanı Kesmek Şart mıdır

Her doğan çocuk için Akika Kurbanı kesmek şart mıdır. Böyle bir zorunluluk var mıdır?