İslâm’da kasten ve haksız yere bir insanı öldürmenin dünyevî cezası kısastır. Kısas; kâtilin (öldüren kişinin), gerekli şartlar gerçekleştiğinde öldürdüğü kişiye karşılık ölümle cezalandırılmasıdır. Bu hüküm, Bakara Sûresinin 178. âyetinde açıklanmıştır:
“Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı.”
Bu âyete göre, kâtile kısas uygulanır. Öldürülen kişinin mirasçıları isterlerse kısas hakkından vazgeçebilirler.
Bu durumda, diyet ödenmesi konusunda uzlaşılması veya kâtilin karşılıksız olarak affedilmesi mümkündür. Öldürülen kişinin mirasçıları diyete râzı olmaları durumunda, kâtil diyet öder.
Aynı âyetin (Bakara Sûresi 178) devamında Allah Teâlâ, kısastan vazgeçilmesi durumunda diyete ilişkin hükmü bildirmiş; diyetin güzellikle ödenmesini emretmiştir.
“Ancak kime, kardeşi tarafından bir şey bağışlanırsa artık ona hakkaniyetle uymalı ve diyeti ona güzellikle ödemelidir.”
Kısasın tek seçenek olmadığı, diyet ve af seçeneklerinin de bulunduğu anlaşılmaktadır.
Maktulün yakınları/mirasçılar;
– Kısas talep edebilirler.
– Kısas hakkından vazgeçerek diyet üzerinde anlaşabilirler.
– Herhangi bir karşılık almadan affedebilirler.
Kısas cezası verilmesini istemeleri durumunda mahkeme bu yönde bir karar verirse, uygulamayı yönetim/devlet yapar.
Kısas yönetim/devlet tarafından uygulandığında, kişilerin intikam duygularıyla hareket etmelerine ve kan davası gütmelerine engel olunur.
Kasten adam öldürmenin kısas ve diyet gibi dünyalık cezalarının yanında ağır bir uhrevî cezası/azabı da vardır:
“Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisâ Sûresi, âyet 93)